Real Madrid’de Arda Güler’i yanlış yerde oynatma hastalığı

Real Madrid, Valencia karşısında ilk otuz dakika boyunca takım tanınmaz haldeydi: ruhsuz, tahmin edilebilir, ritimsiz ve daha da kötüsü, rakibe nasıl zarar vereceğine dair tek bir net fikirden yoksundu. Topa sahip olma çabası kısırdı; top yavaş ve yatayda dönüyor, ataklar ise kimseyi tedirgin etmeyen etkisiz pas dizilerine dönüşüyordu. Futbolda kolektif bir kötü işleyişin neredeyse hiçbir zaman tek bir nedeni olmasa da, anahtar bir faktörü işaret etmemek imkansız: Arda Güler’i sağ kanada yerleştirme kararı.
Bu kimin fikri?
Bu sorun yeni değil. Aksine, tekrarlayıp duruyor. Güler ne zaman “sahte kanat” olarak sahaya çıksa —ki “sahte” diyorum çünkü bir kanada hapsedildiğinde ne o ne de öbürü olabiliyor— Real Madrid en önemli yaratıcı silahlarından birini kaybediyor. Genç oyuncu oyundan kopuk, izole bir halde kalıyor ve yeteneğinin neredeyse hiç tezahür edemeyeceği bölgelerde top almaya mahkum ediliyor.
Arda’yı ‘dekoratif’ bir oyuncuya çevirme hatası
Çizgiye yapışık, orta sahadan ve ceza sahasından uzak bir Arda; profiline uymayan ve erdemlerini yok eden görevleri yerine getirmeye zorlanan, neredeyse “dekoratif” bir oyuncuya dönüşüyor. Çünkü Arda Güler sürekli adam eksilten, hız düellolarını kazanan ya da sıfıra inip rakibi cezalandıran bir futbolcu değil.
Onun oyunu güce ya da bireysel aksiyonların tekrarına dayanmıyor. Onun futbolu zihinseldir, tekniktir, oyunu önceden okumaya dayalıdır. O; topa dokunmaya, oyuna katılmaya, hatlar arasında müdahale etmeye ve oyunun ağırlığını hissetmeye ihtiyaç duyan bir oyuncu. Onu bir kanada hapsettiğinizde tüm bunlar yok olup gidiyor. O ilk yarım saat boyunca Real Madrid, hiçbir futbol argümanı olmayan bir takımdı. Dikine oyun yoktu çünkü kimse araya pas sızdırmıyordu, sürpriz yoktu çünkü kimse hatlar arasında belirmiyordu. Ritim de yoktu çünkü top hiçbir zaman süreklilik kazanamıyordu. Oyunun merkez üssünden uzak kalan Güler neredeyse hiç müdahil olamıyordu ve olduğu zamanlarda da topu sırtı dönük, başında iki rakiple ve ilerlemek için gerçek bir seçeneği olmadan alıyordu. Bu şekilde fark yaratması imkansızdı.
Arbeloa yarım saat sonra uyandı
Düzeltme yarım saati geçince geldi ve bu bir tesadüf değildi. Arbeloa maçın ne istediğini o an anladı ve takımı yeniden kurguladı. Değişim, açıklayıcı olduğu kadar basitti de: Orta sahada bir baklava oluşumu. Tchouaméni pozisyonel ön libero olarak yerleşti, Camavinga ve Fede Valverde orta sahanın kenarlarını parselleyerek mesafe kat etme, enerji ve denge sağladılar; Arda Güler ise daha ilerde, neredeyse bir oyun kurucu gibi içeride oynamaya başladı. İşte tam orada, onun doğal alanında, maç tamamen değişti. Güler’in iç bölgelere geçmesiyle Real Madrid işlemeye başladı. Aniden top daha hızlı ve daha anlamlı dönmeye başladı.
Arda ortaya geçti ve Real Madrid ışıldamaya başladı
Destekler, duvar pasları ve tek kale paslar ortaya çıktı. Arda hatlar arasında top almaya, dönmeye, başını kaldırıp savunmaları yırtan boşluğa paslar sızdırmaya başladı. Takım, daha fazla koşmaya gerek duymadan, sadece daha iyi düşünerek derinlik kazandı. Güler’in fark yaratan değeri işte budur. Tehlike yaratmak için on dokunuşa ihtiyacı yok; tek dokunuş ona yeter. Aslında topu ayağında tuttuğunda özelliklerini kaybeden bir oyuncu, o ani tepkilerde başarılı oluyor. Takım arkadaşının hareketini sezme ve onu hassasiyetle bulma yeteneği Real Madrid’in elinde bolca bulunan bir şey değil; bu yüzden onu maçları çözebileceği o bölgelerden sistematik olarak uzaklaştırmak çok şaşırtıcı.
Bu, bu maça özel bir durum değil. Arda takımda daha önemli bir rol almaya başladığından beri tekrarlanan genel bir eğilim. Ne zaman içeride oynasa özel bir futbolcu olduğuna dair pırıltılar bırakıyor. Ne zaman kanada kaydırılsa etkisi seyreliyor. Ve buna rağmen, antrenörden antrenöre tarih tekerrür ediyor. Sağda deneniyor, hatta solda deneniyor, çalışmadığı görülüyor, merkeze geri çekiliyor ve birkaç hafta sonra her şey en başa dönüyor. Sarı ile maviyi ne zaman birleştirirseniz her zaman yeşil çıkacaktır; bir gün sonucun kırmızı çıkacağını düşünmeye devam etmenin bir anlamı yok.
Bu neyin ısrarı?
Bu ısrarla tam olarak neyin hedeflendiğini anlamak güç. Şüpheye ya da sonsuz denemelere yer yok, futbol hükmünü çoktan verdi. Güler’in içeride çok daha iyi performans gösterdiğini kesin bir dille söylemek için yeterli maç, yeterli dakika ve yeterli örnek var. Bu keyfi bir görüş ya da estetik bir tercih değil; futbolun bir gerçeği. Dahası, onu kanatta oynatmakta ısrar etmek sadece oyuncuya değil, kolektif yapıya da zarar veriyor. Real Madrid son bölgede yaratıcılığını, duraklamasını ve netliğini kaybediyor. Zaman zaman zaten fazla fiziksel ve direkt olma eğilimi gösteren bir takımda, orta sahada Güler gibi bir profilden vazgeçmek neredeyse bir çelişkidir.
Valenci maçında bir kez daha açıkça görüldü ki, Arda’ya içeride özgürlük verildiğinde sadece kendi bireysel performansını artırmakla kalmıyor, tüm takımın seviyesini de yükseltiyor. Takım arkadaşları daha rahat oynuyor çünkü her zaman temiz bir pas hattı olduğunu biliyorlar ve hücumcular topu daha iyi şartlarda alıyorlar. Rakip geri çekilmeye ve daha önce var olmayan alanları kollamaya mecbur kalıyor, her şey daha doğal akıyor.
Dönüşmesi gereken Arda Güler değil, takımın geri kalanı
Tarihsel olarak oyun kurucularını ve yaratıcı orta sahalarını parlatmayı bilmiş bir kulüpte, bu profildeki bir oyuncu hakkında hala bu kadar şüphe duyulması dikkat çekici. Güler’in kalıplara sokulmaya ya da dönüştürülmeye ihtiyacı yok. Başka bir şeye dönüşmeyi öğrenmeye ihtiyacı yok, hele ki Real Madrid’in şu anki ihtiyaçları göz önüne alındığında. İhtiyacı olan şey, zaten yapmayı bildiği şeyi güçlendiren pozisyonda süreklilik ve güvendir. Dünkü maç kesin bir hatırlatıcı olmalı. Real Madrid, Arda kanattayken gri bir takımdı ancak Arda merkeze geçtiğinde harika fikirleri olan bir takıma dönüştü.
İnadı bırakın!
Bu bir tesadüf değil, sebep-sonuç ilişkisidir. Ve bu ilişkiyi görmezden gelmeye devam etmek artık inada giriyor. Arda Güler; yönetmek, organize etmek ve karar vermek için var olan bir futbolcu. O; orta sahanın, iç bölgelerin, son pasın ve oyun okumanın oyuncusu. Bunun dışındaki her şey onu zorlamak, kısıtlamak ve nihayetinde doğru kullanıldığında bir döneme damga vurabilecek bir yeteneği heba etmektir. Futbol, sonunda, oldukça basittir. Oyuncuları en iyi performans gösterdikleri yere koymak genellikle en mantıklı çözümdür. Güler için yol fazlasıyla belli. Geriye kalan tek şey, artık dolambaçlı yolları bırakıp, maçları izleyen herkes için zaten bir haykırış haline gelmiş olan bu gerçeği kabul etmektir.