Suriye, Irak, İran hattı! ABD’nin yeni Orta Doğu planı

ABD’nin İran’a yönelik olası bir askeri operasyonuna ilişkin endişeler sürerken, Orta Doğu’da yaşanan son gelişmeler bölgenin jeopolitik olarak yeniden kurgulandığına işaret ediyor. Diplomasi kulislerinden yansıyan bilgilere göre, Suriye merkezli yeniden yapılanma Irak ve İran’a uzanan daha geniş bir stratejik çerçevenin parçası olarak ele alınıyor. Bölgeyi yakından izleyen stratejistlere göre ABD’nin sahadaki askeri angajmanını azaltma kararı ve bu kararın eş zamanlı olarak terör örgütü YPG/PKK ile yürütülen ortaklık modelinin sonlandırılması, dengeleri köklü biçimde değiştirmiş durumda. Yapılan stratejik değerlendirmelerde, ABD’nin yeni kurguda Suriye’de istikrarı öncelediği ve Türkiye ile İsrail’in doğrudan karşı karşıya gelmesini istemeyen bir yaklaşım benimsediği ifade ediliyor.
İran olası hava saldırısına karşı füze sistemlerini aktive etmiş durumda.
ÖRGÜTÜN IRAK BAĞLANTISI
Analizlerde terör örgütü YPG/PKK’nın sahada sıkışarak sınır hattına doğru yoğunlaşmasının yeni güvenlik riskleri doğurabileceğine dikkat çekilirken; Suriye’deki yeni tablonun Türkiye için hem fırsatlar hem de riskler barındırdığı da ifade ediliyor. En kritik başlıkların başında ise terör örgütü YPG/PKK’nın yapısal olarak tasfiye edilip edilmeyeceği geliyor. Terör örgütünün yalnızca isim değiştirerek entegrasyon adı altında varlığını sürdürmesinin, orta ve uzun vadede Türkiye sınır güvenliği açısından yeni sorunlar doğurabileceğinin altı çiziliyor. Bir diğer kritik başlık ise Suriye-Irak hattı. Simelka sınır kapısının kontrolü ve örgütün Irak kuzeyiyle bağlantısının kesilip kesilmeyeceği. Sahaya yakın kaynaklar, bu hattın açık kalması halinde Suriye’deki PKK varlığının tamamen sona ermeyeceği görüşünde.
İRAN’DA DEVRİM PLANI
Washington merkezli analizlerde, İran merkezli bir rejim değişikliği ihtimalinin artık teorik tartışmaların ötesine geçerek somut takvimlerle ele alınmaya başlandığı ifade ediliyor. İran’ı yakından izleyen analistler ise Devrim Muhafızları ve Besiç güçleri üzerindeki ekonomik ve psikolojik baskının giderek artmasının, iç dengeler açısından kırılgan bir tablo yarattığına dikkat çekiyor.
BARZANİ’NİN ROLÜ
İstihbarat ve Strateji Uzmanı Prof. Dr. Sait Yılmaz, Ortadoğu’daki son gelişmeleri değerlendirirken Irak’a özellikle dikkat çekiyor. Irak’ta, Suriye modeline benzer bir yönetim formülünün tartışıldığına ve merkezi yapıyı güçlendirmeyi hedefleyen bir dönüşümün gündemde olduğuna işaret eden Yılmaz, bu sürecin daha geniş bir stratejik çerçeveye oturduğunu vurguluyor. Yılmaz’a göre dönüşümün temel hedefi, İran’a yönelik daha kapsamlı bir stratejik hizalanmanın önünü açmak: “Suriye, Irak ve Türkiye hattında oluşacak yeni denge, İran üzerindeki baskının artırılmasında kilit rol oynayacak. Irak’ın kuzeyindeki gelişmeler Türkiye açısından yakından izleniyor. Mesut Barzani’nin son dönemde yaptığı açıklamalar ve Erbil merkezli temaslar ise Kürt siyasi hareketi içindeki güç mücadelesinin yeniden hız kazandığını gösteriyor.”
FIRAT-DİCLE SULARI
Su Politikaları Uzmanı Dursun Yıldız ise Türkiye ile Irak arasındaki sınır ötesi su meselesinin sadece teknik değil, aynı zamanda jeopolitik bir mesele olarak da ele alınması gerektiğini vurguluyor. “Dicle-Fırat Havzası’ndaki azalan akış rejimi, çok yönlü diplomatik işbirliğinin artırılması ihtiyacını ortaya koyuyor” diyen Yıldız, “Irak aşırı kuraklık nedeniyle zaman zaman Türkiye’den ilave su bırakılmasını talep ediyor. Irak Parlamento Başkanı Meşhedani’nin 1 Temmuz 2025’te, Ankara ziyaretinin ardından Dicle Nehri’nden saniyede 420 metreküp su tahliyesine başladık. Türkiye, Irak’ın ilave su taleplerini aksatmadan karşıladı. Bu durum, iki ülke arasındaki yeni su diplomasisinin somut sonuçlarından.”
Strateji ve güvenlik uzmanlarına göre ABD’nin sahadaki yeni tutumunun arkasında, Irak ve İran senaryoları öncesinde bölgesel fay hatlarının kontrol altında tutulması hedefi bulunuyor.
TÜRKİYE’NİN YAKLAŞIMI
Orta Doğu Araştırmaları Merkezi Başkanı-Uluslararası İlişkiler Uzmanı Kadir Temiz ise Türkiye’nin Ortadoğu politikasını belirleyen en temel dinamiğin istikrar ve kalkınma ekseninde ilerleyen politika setleri olduğunu belirtiyor. Temiz’e göre; Türkiye başta Suriye ve Irak olmak üzere Filistin ve Afrika Boynuzu’nda arabuluculuk gibi mekanizmalarla bu süreçlere yakından destek veriyor. Türkiye ve Irak arasındaki kalkınma yolu projesinin önemine de değinen Temiz, “Irak’ın güneyinden kuzeyine kadar kurulacak birbirileri ile bağlantılı ticari ve lojistik hatları doğal bir ekonomik verimlilik sağlarken sanayi şehirlerinin kurulmasının üretimi ve istihdamı arttıracaktır.”
[email protected]