Ne eğitim alırsanız alın Ankara’da ‘alaylı’ olursunuz

Ankara gazetecilik açısından gerçekten bir okul mu?

“Ankara’dan haber geldi” yazı dizisinin bu bölümünde Haber Global Ankara Muhabiri Saliha Çolak, Ankara’da gazeteciliğin yazılı olmayan kurallarını kağıda döktü:

Hangi eğitimi alırsanız alın mutlaka ‘alaylı’ olursunuz Ankara’da.

Devletin yönetim merkezinin Başkent’te olmasının etkisi mutlaka vardır bunda.

Eskiden Başbakanlık, Cumhurbaşkanlığı, şimdilerde Cumhurbaşkanlığı, Bakanlıklar, TBMM, Yüksek Yargı, belli kurumların merkezleri Ankara’da olduğu için belki de dünyanın her yerinde geçerli olan gazetecilik kurallarının yanı sıra bir de yazılı olmayan kuralları vardır Ankara’da gazeteciliğin.

Gazetecilik Ankara’da uzun soluklu yapılır.

Bunun yolu da, devleti yönetenlerle gazetecileri zaman zaman karşı karşıya getiren haberler de söz konusu olsa, mesleki ve etik kurallara uyan, haber kaynağını her türlü baskı karşısında koruyan, gizliliği önde tutan, gazetecilik dışında haber yapma saiki olmayan bir muhabirin, ‘güç’ karşısındaki bu duruşundan geçer.

Ankara'dan haber geldi... Saliha Çolak: Ne eğitim alırsanız alın Ankara'da 'alaylı' olursunuz - Resim : 2

Haber kaynakları cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar, meclis başkanları, yüksek yargı mensupları, komutanlar, zaman zaman da bir çaycı ya da garson, bir memur bir ayakkabı boyacısı olabilir.

Ankara’da gazeteci için haber kaynağının her biri, ‘SÜRDÜRÜLEBİLİR uzun soluklu karşılıklı güven ilişkisi, bu işin altın kuralı olduğundan’ aynı derece önemdedir.

Kaynak gizlidir. Edinilen bilgi onaylatıldıktan sonra, güvenilir kaynaktan isim vermeden yazılabilir.

Yıllar içinde karşılıklı sınanmış güvenli kaynak ve gazeteci ilişkisi çoğu zaman kulislerden önemli bilgilerin kamuoyuyla paylaşılmasını sağlar.

Yazana bakıp o bilgi konusunda fikir sahibi olabilirsiniz.

Ankara'dan haber geldi... Saliha Çolak: Ne eğitim alırsanız alın Ankara'da 'alaylı' olursunuz - Resim : 3
Genel seçimde aday belirledikleri parti meclisinden sonra tesadüfen genel merkezin asansöründe karşılaşınca Özgür Özel’den ilk açıklamayı almak için bütün gün bekleyen gazeteciler….

Bir milletvekilinden daha çok yasama bilgisi gerektiren meclis muhabirliği de yine sahada yerinde öğrenilen, yazılı olmayan kuralların şekillendirdiği uzun bir yolculuktur aslında.

Başka yerlerde de aynı kurallar geçerlidir elbette, ama Ankara’da kuralı çiğnemek, ne eğitim alırsak alalım ‘alaylı’ olarak ustaları yeterince izlememek, yol kazalarına neden olabilir ki güveni kaybeden bir gazetecinin bu yoldaki macerası da kısa sürecektir.

Bizden önce bu işi iyi yapanları ve kötü yapanları görerek, yapılması gerekeni izleyerek, çalıştığımız kurumlardan da bağımsız olarak, ne olursa olsun her zaman gazeteciliğe bağlı kalarak yol almamız gerektiğini öğrendiğimiz bir okul işte Ankara gazeteciliği.

Ankara'dan haber geldi... Saliha Çolak: Ne eğitim alırsanız alın Ankara'da 'alaylı' olursunuz - Resim : 4
“Meclisin bomba arama köpeği Max ile de dostluğumuz oldu tabii ki”

Herkes her zaman doğru mu yaptı, hepimiz hep doğru mu yaptık. Tabi ki hayır, zayıf aldığımız zamanlar da olmuştur bu okulda.

Ama kırık notu düzeltmeye imkan sağlayan, potansiyeli gören, hem abiler ve ablalarımız hem de haber kaynaklarımız olduğu için ne mutlu bize.

Hakkıyla yaptık mı, elbette tümüyle ‘Evet’ demek zor, birçok etkenden kaynaklı olarak, ama hakkıyla yapmaya çalıştığımız işimiz için Ankara en iyi okul oldu, biz de en iyi öğrenci olmaya gayret ediyoruz, gayrete devam

Ankara'dan haber geldi... Saliha Çolak: Ne eğitim alırsanız alın Ankara'da 'alaylı' olursunuz - Resim : 5

KENDİ KALEMİNDEN SALİHA ÇOLAK

“Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon Bölümünden 1989 yılında mezun oldum. Stajımı TRT Dış Yayınlar Başkanlığı’nda yaptım.

Demokrat Yerel Yönetim Dergisi’nde kısa süre çalıştıktan sonra Günaydın-Tan-Ulus grubunda önce yerel yönetim ardından sağlık muhabirliği yaptım.

Bu sırada siyasi haberlere de bakmaya başladım ki benim siyasi haberlere yönelmemi sağlayan, 1991 genel seçimleri öncesinde İhsan Sabri Çağlayangil ile “Sizce bu seçimden ne çıkar?” sorusuna yanıt aramak üzere yaptığım röportaj oldu.

“Böyle bir röportaj yapsak” dedim, şefimiz Şeniz abi, “Hadi kız yapabiliyorsan yap” dedi.

Telefonunu buldum, aradım, randevuyu aldım.

Ne gazete, “Bu tıfıl bunu yapamaz, gitmesin tecrübeli bir muhabir gönderelim” dedi, ne Çağlayangil gibi bir dev politikacı, “Bu da kim?” deyip geri çevirdi.

Ankara'dan haber geldi... Saliha Çolak: Ne eğitim alırsanız alın Ankara'da 'alaylı' olursunuz - Resim : 6
“Bahçeli’nin tarihi Diyarbakır mitingini 45 derece sıcaklıkta kaldırıma oturup not alırken”

Çok heyecanlıydım, Çağlayangil’in evinde, yanında köpeği vardı, köpekten deli gibi korktuğum yıllar. Köpek de dizimin dibinden ayrılmıyor. Bir yandan köpek beni ısaracak mı, bir yandan ilk kez böyle biriyle karşı karşıyayım ve sorular soruyorum, soru mu, köpek mi, Çağlayangil mi?

Röportaj tam sayfa yayımlandı.

Çağlayangil, “Koalisyon çıkar” dedi.

Seçimden DYP-SHP koalisyonu çıktı.

O röportajı sayfada görünce hissettiklerim yolumu çizdi belki de sessizce.

ANKA Ajansı’na geçtim, 1992 Nisan’dı. SHP muhabirliğine başladım.

Ankara'dan haber geldi... Saliha Çolak: Ne eğitim alırsanız alın Ankara'da 'alaylı' olursunuz - Resim : 7

Bir partiyi takip etmek, nasıl oluyor, büyüklerimiz nasıl yapıyor, onları izleyerek öğrendik.

1993 yılında Özal’ın ani vefatı ile Demirel’i izlemeye başladım, Cumhurbaşkanı seçilecekti, belliydi ama o süreci birebir yakından takip etmek de öğretici oldu.

SHP-CHP birleşmesi ise siyaseti yıllarca şekillendiren bir kırılma noktasıydı.

O süreci takip etmek kulis haberciliği ve perde arkası alma açısından çok şey kattı diye düşünüyorum.

Ankara'dan haber geldi... Saliha Çolak: Ne eğitim alırsanız alın Ankara'da 'alaylı' olursunuz - Resim : 8

Habercilikte atlatma haber yapmanın heyecanı tabi ki bir başka.

TBMM İnsan Hakları Komisyonu Türkiye çapında karakollar ve cezaevlerini dolaşıyordu.

Bir haber aldım ki komisyon bu kez Ankara’ya eli dolu dönüyor. Falaka yakalamışlar, almışlar meclise getiriyorlar.

Dedim, “Havalimanında VİP’ten geçirecekler gideyim bir fotoğraf çekeyim.” Müdürümüz sağolsun, “Yok ya meclise getirecekler zaten.” dedi.

Bizim fotoğraf servisimiz yoktu ama işte heyecan, çekmek gerekiyor.

Neyse meclise getirdiler. Daha kimse bilmiyor. Biz ajansız, yazdım geçtik, Meclis basın büroda gazeteci arkadaşlar geliyor, “Fotoğraf var mı, kaç liraysa verelim”. Şaka yaptık, Bin doları getiren oldu.

Daha sonra komisyon basına açıklama yaptı, falakayı da İnsan Hakları Komisyonu salonunda kamuoyuna açtılar.

İlk bilen olma, ilk aktaran olma heyecanı bu mesleği tüm zorluklarına rağmen devam ettirme gayretini körüklüyor gerçekten.

Ankara'dan haber geldi... Saliha Çolak: Ne eğitim alırsanız alın Ankara'da 'alaylı' olursunuz - Resim : 9

Siyasette meclis muhabirliğinde yıllar içinde hem partilerin kulisleri, liderlerle ve milletvekilleriyle görüşmeler, hem de yasama ve denetim süreçlerini takip etmek çok şey kazandırdı.

“Usül esasın önündedir” çok kullanılan bir sözdür Meclis’te.

Aslında gazetecilikte de öyle.

Usül yanlışsa esası zedeler, hatta yok hükmünde olmasına yol açabilir. Bazı yolları da tümüyle kapatır.

Soruyu sormakla sorumluyuz. Bu kesin. Akıllardaki soru, sormadığımızda kınanırız, “Nasıl gazeteci o soruyu sormamış” o yüzden zaman zaman terslendiğimiz, kaynaklarımız tarafından tepkiyle karşılandığımız olmuştur. Olsun, işimiz bu, yeter ki üslubu içinde soralım. Bunu gördüm, bunu yaşadım.

Bir gün meclis resepsiyonunda ev sahibi dönemin Meclis Başkanı Cemil Çiçek’e o günün çok merak edilen bir konusu var, o soruldu daha girişte.

O da bu soruyu yanıtlamayacağını söyledi. Sonra resepsiyonda konuklarını ağırladı. Sohbetler yaptı, sonuna doğru ben yeniden aynı soruyu sordum. “Ben girişte yanıtlamayacağımı söyledim, neden soruyorsun yeniden” dedi. Dedim ki, “Efendim girişte sorduk yanıtlamadınız, belki aradan geçen süre içinde aklınıza güzel bir yanıt gelmiştir, onu söylemeniz için fırsat yaratmak istedim.”. Güldü. “Çok iyi düşünmüşsün, sana bir cevap borcum olsun” dedi.

Ankara'dan haber geldi... Saliha Çolak: Ne eğitim alırsanız alın Ankara'da 'alaylı' olursunuz - Resim : 10
“Kaddafi hayattayken TBMM Komisyonu ile Trablus’ta”

Tabii yıllar içinde karşılıklı güven ilişkisidir Ankara gazeteciliği.

Bence yazılmayan kısımlar daha eğlencelidir.

O sert görülen koca koca siyasetçiler de insandır ve insani sohbetlerde gerçek yüzlerini görürüz, çoğu zaman aktaramayız. “Yazılmamak kaydıyla ya da isim vermeden yazmak” kuralına bağlı kaldığınız sürece kaynakla aranızda oluşan güven bağı en önemli anahtar olur gazeteci açısından.

Bu sayede bazen yaklaşmakta olan fırtınayı ilk sizden okurlar.

Bazen tam biliriz ama ipucunu yazabiliriz, anlayan anlar, bazen tüm hikayeye hakim oluruz, başı sonu sizden okurlar.

Bazen de bir haksızlıkla karşılaşan ilk sizi arar, “Bunu yazsan yazsan sen yazarsın” diye. Bir haksızlığın açığa çıkması, bir yaranın sarılması da az motivasyon değildir bu meslek için.

Yanlış da yapılır, yapılmaz değil. Ancak gazetecilikten başka motivasyonunuz olmadığı bilindiğinde kolay atlatılır böyle zamanlar da.

Medeni Kanun’dan Ceza Kanunu’na, Anayasa değişikliklerine çok köklü değişikliklere komisyon süreçlerinden genel kurula takip ederek öğrendiklerimle 30 yılı geride bıraktığım parlamento muhabirliğinde, ANKA Ajansı ile başladığım yolculuğa Milliyet, Habertürk gazetelerinde devam ettikten sonra Habertürk Gazetesi’nin kapanmasıyla televizyonda devam ettim. 9 yıl gazetenin ardından Habertürk’te 3 yıl da televizyonda çalıştım.

Mecburi istikametti. Ancak o yol da yeni bir maceranın başlangıcı oldu.

Habertürk’ten ayrılıp, “Devam mı, tamam mı” diye karar veremediğim bir dönemde ısrarlar karşısında “Acaba gençlere bir şeyler aktarmak için zemin olur mu?” diyerek ANKA Ajansı’nda haber müdürlüğünü kabul ettim. Ancak “Saha” özlemi ağır bastı.

Haber Global’in teklifini değerlendirip geldim.

İyi ki gelmişim.”

Deneyime önem veren habercilik anlayışı, doğruya ulaşma gayreti, ekran ciddiyeti, siyasi haberlere öncelik veren yaklaşımı ile yola devam…

Başa dön tuşu