Türkiye Sultanlar Ligi’nin büyük yükselişi

İtalyan basını da Sultanlar Ligi’nin yükselişini değerlendirdi. Türkiye’nin Sultanlar Ligi’nde VakıfBank, Eczacıbaşı ve Fenerbahçe gibi takımlar sezon başına 5–6 milyon euro bütçeyle çalışıyor. Bu bütçelerle takımlar, dünya çapında rekabet edebilecek oyuncu kadroları kurabiliyor; bu da İtalya gibi geleneksel liglerle kıyaslandığında bile cazip maaşlar anlamına geliyor.
Orro: “Her gün en iyileriyle oynamak…”
İtalyan pasör Alessia Orro, bu ligde olmayı sadece ekonomik sebeplere bağlamıyor. Orro’nun belirttiği gibi, Türkiye’de oynamak “dünyanın en iyileriyle her gün mücadele etmek” demek bu da sadece para değil yüksek rekabet düzeyi demek.
Sylla: “Liderlik yeteneğimi test etmek istedim”
Voleybolcu Myriam Sylla ise, Türkiye’yi seçmesinin nedenini şu anın yoğunluğu ve her maçın bir final havasında geçmesi olarak açıklıyor. Bu ligde her hafta yüksek tempoda mücadele edildiğini vurguluyor.
Rekabetin yanı sıra marka değeri
Türkiye’deki kulüpler sadece sahada değil, sosyal medyada da oyuncuları birer marka haline getirme konusunda aktif rol oynuyor. Bu sayede hem bilet satışı hem de ürün gelirlerinde artış sağlanıyor. İstanbul gibi kozmopolit şehirler, oyunculara batı tarzı bir yaşam sunarak yabancı sporcular için de çekiciliği artırıyor.
Spor ve kültürün paradoksu
Haberde Türkiye’deki genel sosyal ve kültürel ortam geleneksel nitelikler taşısa da, kadın voleybolu çevresi oldukça modern ve profesyonel bir atmosfer sunulduğunun altı çiziliyor. Bu da ligdeki uluslararası oyuncuların rahatça performans göstermesine ve bireysel marka değerlerini artırmasına olanak tanıyor.