Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Şahan’dan Toplumsal Barış Konferansı’na mektup: Demokrasi yerelden başlar

Tutuklu Şişli Belediye Başkanı Şahan’dan Toplumsal Barış Konferansı’na mektup: Demokrasi yerelden başlar

“DEMOKRASİ YERELDEN BAŞLAR”

İnançların, kimliklerin ve hayat tarzlarının bir arada yaşama iradesiyle çoğaldığı bu ortak zemini kamusal sorumluluğun temel dayanaklarından birisi olarak gördüm. Bu anlayışı Şişli’de hayata geçirmek için gece gündüz çalıştık. Görev sürem boyunca plan çizerken de asfalt dökerken de çocuklar, gençler, kadınlar ve yaşlılar için projeler üretirken de aynı ilkeyle hareket ettik. Yurttaşın kamuyla kurduğu ilişkinin korkuya değil, güvene dayanması; devletle toplum arasındaki mesafenin azaldığı, herkesin sokakta, kentte ve ülkenin her köşesinde kendini güvende hissettiği, haklarının korunduğuna dair inancın güçlendiği bir siyasal kültürün yerleşmesi için çaba gösterdik. Bugün tutuklu bulunmamın da cumhuriyetin ilk adımlarının atıldığı, şu an sınırları içerisinde bulunduğunuz Şişli’nin kayyum yönetimi altına alınmasının da nedeni budur. Eşitliği, adaleti ve hak temelli bir kent yaşamını sözde değil; uygulamayla, icraatla ve kararlılıkla hayata geçirme iradesidir. Demokrasi yerelden başlar, gündelik hayatın içinde kurulan ilişkilerden, göz hizasından başlar. Yurttaşın kamuyla temas ettiği her anda yeniden anlam kazanır.

“TARİHSEL BİR KAVŞAKTAYIZ”

Yerel yönetimler adaletin, eşitliğin ve güven duygusunun doğrudan sınandığı alanlardır. Eşit yurttaşlık fikri sosyal demokrat siyaset anlayışının en güçlü dayanaklarından bir tanesidir. Bugün yerelde kurmaya çalıştığımız bu anlayışın yarın ülkenin tamamında demokratik bir iklime dönüşeceğine yürekten inanıyorum. Bugün Türkiye yeni bir devrin eşiğindedir. Açılan bu yeni sayfanın ilk cümlesi bu vatanın bütün evlatları için kullanılmalıdır. Yan yana gelebilen, konuşabilen, birbirini anlayabilen bir toplum olabilmek içindir ancak bu cümle hepimizi kapsayan bir adalet ve eşitlik anlayışıyla kurulmadığı sürece kalıcı bir toplumsal barış mümkün olmayacaktır. Genç kuşak siyasetçilerin bu topraklarda siyaset yapma iradesinin baskıyla değil; hukukla, siyasi rekabetle, özgürlükle güçlendirilmesine ihtiyaç vardır. Türkiye’nin geleceğine dair söz söyleyen herkesin bulunduğu makamdan bağımsız olarak devleti güçlendirmeye, hukuku güvenilir kılmaya, milletin birbirine olan bağını onarmaya katkı sunması gereken tarihsel bir kavşaktayız.

“BU ÜLKENİN GELECEĞİ EN ZOR ZAMANLARDA BİLE SÖZÜNÜ SAKINMAYANLARIN EMEĞİYLE KURULACAKTIR”

Yaşadığım bu süreci kişisel bir hikayemin ötesinde Türkiye’nin ortak geleceğinin kurma iradesinin sınandığı bir dönem olarak görüyorum. Bugün özgürlüğümden mahrum bırakılmış olabilirim ancak bu ülkenin barışına, demokrasisine ve birlikte yaşama umuduna duyduğum sorumluluktan bir evlat, bir eş, bir baba, cumhuriyetin yetiştirdiği bir yurttaş olarak asla vazgeçmem. Anadolu topraklarının bin yıllık yaşama kültürü bu ülkenin en büyük gücüdür. Bu mayayı geleceğe taşımak hepimizin ortak görevidir. Bugün bu buluşmaya sahip olduğum tek bir imkanla katılıyorum; bir kalemle, bir kağıtla ama şunu biliyorum. Bu ülkenin geleceği en zor zamanlarda bile sözünü sakınmayanların emeğiyle kurulacaktır.”

Başa dön tuşu